Kayıtlar

Teşekkürler

Bencil olacaksın bu devirde. Önce kendini düşünecek, önce kendini mutlu edeceksin. Başkalarını mutlu etmek için yaşarken, kendini nasıl da unutuyormuş insan? Kendimi unutup, başkalarının mutluluğu için çabaladığım değerli arkadaşlarıma...

Aslında bu seferki sitem yazısı değil, kocaman bir teşekkür yazısı.

Zaman kavramının yitip gittiği, günlerin nasıl geçtiğini kestiremediğim 2018 yılını yarıladık resmen.

Ne umutlar, ne beklentilerle karşılamıştım oysa bu yılı. Her yıl olduğu gibi, bu yılın da güzel olmasını temenni ederek. Yeni yıla eski işimden ayrılarak başlamış olsam da, şuanki ortamımdan hiç olmadığım kadar memnunum aslında. Neyse mevzumuza dönelim;

Biz insanların eskiye özlemi hep bir şekilde devam edecek sanırım. Özlemin ana sebebi de geçirilen güzel günler. Ama geçip giden, bitip yiten günler. Asla geri gelmeyecek olduğunu bilmek belki de bu kadar güzel olmasının nedeni.
Zaten bitmeseydi, yitip gitmeseydi anlamazdık güzel olduğunu. O zaman teşekkür edecek bir durumumuz da olm…

BİR ADAM

Bilmek istemiyordu. Belki de gerçekten bilmiyordu.

Gördüklerine, duyduklarına, hissettiklerine yabancılaşan adamlardandı. Kaçmanın kurtuluş olduğunu sanıyordu sanırım. Korkudan mıydı, yoksa bazı sözcükleri söylemeye yetecek kadar cesareti mi yoktu?

Küçük bir umut kırıntısından sonra filizler yeşertiyordu kadınlar. İlkbaharda, güneşi gören ağaçlar gibi çiçekler açıyordu içlerinde. Bir söz duyuyor veya hak etmediklerini düşündükleri bir hareket görünce kuruyordu yapraklar, dallar, çiçekler.

Susuz bir çölde kök salmaya çalıştığı fark ederek.

Yoruluyordu kadın, yoruluyordu adam.

Adamlar susuyor,

Kadınlar gidiyor,

Geri dönmeyecek bir şekilde, sessizce.


Geceye not

Uzun zamandır yokum bu mecralarda. Yazmaktan biten kalem, kağıtlar gibi değil burası. Ne kadar yazarsan, o kadar sonsuzluğa uzanıyor işte. En son Ankara'dan seslenmiştim sanırım. Şimdiyse kaybolmuşlukların,kayboluşların şehrinde klavyem. Koca şehirde sıkışmış gibiyim biraz. Ne yana gitmeye kalksam, biraz daha itekliyor beni çıkmaz sokaklara. Hani nerede her sokağın denize çıktığı o çiçekli sokaklar, nerede rüzgarın seni özgür hissettirdiği ağaçlar.

Özgür kılan ne varsa seni, yine atmışsın içine işte belliki. Gittiğin yollar, döndüğün yollardan farklıysa güzeldi yollar. Aynı yollardan geçerken, kaldırıp bakmazsın ki başını, görmezsin ki çevrende olan biteni. Sonunu bildiğin yokuş gibi olmaz mı yaşadıkların, yaşayacakların?

Gizlediğin şeylerin seni gizemli yapmadığını öğrendiğinde, cesaretin o gücünü hissettiğinde, adımını sağlam attım sanarken, çürük tahtaya basmıştık hissi aslında yaşadığın. Kurallı cümlede yüklemi ortaya alınmış devrik cümle gibiyim. Biraz karışmış, biraz bocala…

13 Mart Vol2.

Bocalanmış, rayına oturamamış 23 yıl.
Hayaller, hayatlar..
Geleceğin, gelecek mi? belirsizliği.
Varoluşlar
Yok oluşlar
Yok edişler
Umut etme
Umudun kırılması
Kalplerin kesişmesi
Yolların ayrılması
Yepyeni başlangıçlar
Bitişler

6.3.17

Bir girdabın içerisindeyim bugünlerde. Tutunacak bir dal bulduğumda kökleriyle birlikte sürüklüyorum peşimden. Girdabın en ucunda birlikte olduğum herkesten ayırdım kendimi. Şimdi birbirine en uzak mesafelerdeyiz hepsiyle.

Savuruyorum.
Savruluyorum.


İnsanlar yorgunlar
Duyguları karmakarışık
Sözleri ağır

13.01.2017

Şimdi gidiyorum bu şehirden. Eşyalarımı valize, anılarımı küçük kağıttan kayıklara koydum. İki- üç kıymetli insanı bırakıyorum sadece burada.. Hayatıma girip, hızlıca çıkıp yok olan insanlar büyüttü beni. Asla pişman olmadım yaşadıklarımdan. Yanlışlarımızın olgunlaştırdığı kadar büyüyüp, içimdeki hiç büyümeyen çocuk gibi de kaldım. Çok değiştim. Hissediyorum,biliyorum, görüyorum.  Keşke dediklerim oldu herkes gibi. Böyle yapsam nolurdu dediklerim. En sonunda vazgeçtiklerim. Şimdi yeni bir başlangıç, yeni bir hayat zamanı. Hiç bilmediğim bir yolda, herkesten uzakta, bambaşka biri olarak.